02:00
Melike Abasıyanık Kurtiç’in sanatsal pratiğini merkezine yerleştiren Kayada Büyüdüm Ben isimli sergi, Galeri Nev iş birliğiyle ve Galerist ev sahipliğinde, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle 15 Ocak’ta açıldı.
2024 yılında Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde gerçekleşen Bir Denizkestanesinin Anıları’nın ardından kurgulanan sergi, Abasıyanık Kurtiç’in üretimini, onun düşünme biçimi, form anlayışı ve malzemeyle kurduğu ilişkiyle kesişen sanatçıların üretimleriyle bir arada sunuyor. Bir Denizkestanesinin Anıları sanatçının pratiğini içe doğru yoğunlaşan, katmanlı bir üretim alanı olarak ele alırken, Kayada Büyüdüm Ben bu evrenden taşan biçimlerin ve düşünsel yönelimlerin başka sanatçı pratiklerinde nasıl yankılandığını araştırıyor.
Abasıyanık, yazılarında deniz kestanesinin dikenlerinde, kabuğun iç mekânında, taşın dokusunda, evrensel bir bilinçaltı aradığından söz ediyor. Dolayısıyla seçkide yer alan sanatçıları bu ortak bilinçaltının derinliklerini keşfetmeye, Melike’yi büyüleyen o karanlığın mağarasında buluşmaya, birbirlerine köklenmeye davet ediyor.
Kayada Büyüdüm Ben, seramiklerini, sayısız desen, suluboya, fotoğraf ve yerleştirme ile besleyen ve bu malzemelerin birinden diğerine sürekli tercümeler yapan Abasıyanık ile, pratiklerinde farklı kanallarda derinleşen sanatçıları bir araya getiriyor. Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras, Burcu Yağcıoğlu ve Masao Yamamoto’nun eserlerini bir araya getiren seçki, İlhan Berk’in daktilosundan dökülen mısralarla, Abasıyanık’ın bir başka kutsalına, yani edebiyata doğru da genişliyor. Böylece izleyiciler seramiğin kimi zaman zanaatkarlara mahsus değerlendirilen malzemesinin zenginliği ile tanışıyor, tüm açılımlarını deneyimliyor.
Sergide yer alan pratikler, hiyerarşik bir merkez–çevre ilişkisi kurmaktan ziyade, her birinin kendi dilini ve özerkliğini koruduğu çoğul bir karşılaşma zemini oluşturuyor. Bu karşılaşmalarda diğer sanatçıların üretimleri, Melike Abasıyanık Kurtiç’in işlerinde belirginleşen mükerrerlik, döngüsellik ve yineleme fikriyle ilişki kuruyor; kimi zaman biçimlerin birbirine yaklaşan hatları, kimi zaman imgesel akrabalıklar ve görsel mimikler aracılığıyla onun dünyasına eklemleniyor. Yineleme burada yalnızca takıntı ya da obsesyonun bir tezahürü olarak değil; formun kendi içine kıvrılarak çoğaldığı, küçük sapmalarla yön değiştirdiği ve anlamın sessizce hareket ettiği bir düşünme alanı olarak beliriyor.
KENT KONSEYİ’NDEN ‘YENİ YILA MERHABA’ SERGİSİ
2
Bursa’da 19 Mayıs coşkusu ‘Mor ve Ötesi’ ile zirve yaptı
2491 kez okundu
3
19 Mayıs, Büyükşehir’le doyasıya kutlanacak
2044 kez okundu
4
TANPINAR’IN EDEBÎ MİRASI ROMAN ÖDÜLÜYLE YAŞATILIYOR
1432 kez okundu
5
BAY-DER Bayanlar Merkezi’nde Anlamlı Bir Gün: Aleyna Kardeşimiz Müslüman Oldu!
1373 kez okundu