02:00
Bursa, yıllardır ekosistemiyle hayat veren Nilüfer Çayı ile tanınıyor. Tıpkı vücuttaki aort damarı gibi, bu çay da şehri besleyen, can veren bir su kaynağı. Ancak geçtiğimiz yıl, BUSİAD’ın çarpıcı benzetmesiyle, Nilüfer Çayı’nın kirliliği, artık Bursa’nın ekolojik dengesini tehdit eden bir felakete dönüşüyor. Bu sorunun boyutları her geçen gün daha da büyürken, çayın kirliliği sadece görsel değil, ekolojik açıdan da büyük bir tehlike oluşturuyor.
Nilüfer Çayı’nın Doğal Güzergahı ve Önemi
Uludağ’ın güney yamacından doğan Nilüfer Çayı, Soğukpınar, Kaplıkaya, Değirmendere, Ayvalıdere, Madendere, Gökdere, Kırkpınar, Cilimboz, Balıklı dereleriyle birleşerek şehri baştan başa geçiyor. Bu su kaynağı, Bursa’nın hayat damarlarından biri. Çayın suladığı alanlar ve hayat verdiği doğa, şehri ekolojik anlamda hayati kılmakta. Ancak son yıllarda Nilüfer Çayı, kirli akışları ve ekosisteme zarar veren suyu ile tehlike sinyalleri veriyor.
Kirlenmenin Kaynakları: Sanayi, Evsel Atıklar ve Tarımsal Kimyasallar
İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı’nın kurduğu Çevre Komisyonu, Nilüfer Çayı’nın kirlenmesinin ana sebeplerini derinlemesine inceledi. Hazırlanan raporda, sanayi atıkları, evsel atıklar, arıtılmamış kanalizasyon, tarımsal kimyasallar gibi bir dizi unsurun bu felakete yol açtığı vurgulandı.
Komisyon Başkanı İlhan Düzen, şu çarpıcı tespitlerde bulundu:
Sanayi Atıkları: Boya, deri, tekstil, otomotiv ve gıda sektörlerinden kaynaklanan endüstriyel atıklar, çayı kirleten başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle Çalı ve Kayapa bölgelerindeki atık suların, herhangi bir arıtmadan geçmeden doğrudan Nilüfer Çayı’na deşarj edilmesi, sorunun boyutunu derinleştiriyor.
Evsel Atıklar ve Kanalizasyon: Özellikle kanalizasyonsuz bölgelerdeki evsel atıklar, çayın su kalitesini her geçen gün daha da kötüleştiriyor. Ayrıca, bazı ev ve sanayi atıklarının yağmur suyu giderlerine bağlanması, kirliliği kat kat artırıyor.
Tarımsal Kimyasallar: Nilüfer Havzası’nda kullanılan kimyasal gübreler ve pestisitler, suya karışan tehlikeli maddeler arasında. Özellikle ilaçlama işlemlerinin dere kenarında yapılması, suya kimyasal karışımını kolaylaştırıyor.
Komisyon raporunun en çarpıcı uyarısı, çayda biriken kimyasalların oksijen döngüsünü bozarak, biyolojik yaşamı öldürebileceği ve çayın ekosistemindeki tüm canlıların yok olma riski taşıdığıydı. Eğer bu kirlilik devam ederse, Nilüfer Çayı bataklığa dönüşebilir!
Marmara Denizi’ni Tehdit Eden Kirlilik
Nilüfer Çayı’nın kirliliği sadece Bursa’yı değil, Marmara Denizi’ni de doğrudan tehdit ediyor. Bursa’dan geçtikten sonra, Nilüfer Çayı Susurluk Çayı ile birleşiyor ve sonunda Marmara Denizi’ne dökülüyor. İYİ Parti Osmangazi Çevre Komisyonu, bu kirliliğin yalnızca yerel bir problem olmadığını, Marmara Denizi’nin ekosistemini de tehdit ettiğini raporunda net bir şekilde ifade etti.
Komisyon üyeleri, Nilüfer Çayı’nın temizliğinin sadece Bursa için değil, Marmara Denizi ve çevresi için de hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Raporda şu uyarı yapıldı:
“Nilüfer Çayı’nın temizliği, Marmara Denizi’nin ekosisteminin geleceğini belirleyecek. Bu yüzden bu çaya sahip çıkmak, Marmara Denizi’nin geleceğine de sahip çıkmak demektir.”
Bursa’nın Yaşam Kalitesi Nilüfer Çayı’na Bağlı
Nilüfer Çayı, yalnızca ekolojik bir değer değil, Bursa’nın kimliği ve sosyal hayatı açısından da önemli bir rol oynuyordu. Geçmişte, çayın etrafındaki yeşil alanlar, Bursa’nın sosyalleşme alanıydı. Birçok Bursalı, yüzmeyi Nilüfer Çayı’nda öğrendi, çayın kenarları piknik ve mesire alanı olarak kullanılıyordu. Fakat bugün, kirli sulardan dolayı bu gelenek artık tehlikeye girmiş durumda.
İYİ Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı Çevre Komisyonu, bu durumu şu şekilde değerlendirdi:
“Nilüfer Çayı, Bursa’nın yaşam kalitesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu su kaynağını koruyamazsak, Bursa’nın sürdürülebilirliği büyük bir tehdit altında olacak. Nilüfer Çayı yalnızca bir ekolojik değer değil, Bursa’nın tarihini, kültürünü ve geleceğini simgeliyor.”
Tarımsal Atıkların Kirliliğe Katkısı
Tarımsal faaliyetler de Nilüfer Çayı’nın kirlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Nilüfer Havzası’nda yoğun şekilde kullanılan kimyasal gübreler ve pestisitler, çayın su kalitesini tehdit ediyor. Ayrıca, ilaçlama araçlarının dere kenarında temizlenmesi de suya zararlı kimyasal karışımına neden oluyor.
Komisyon, tarımsal kimyasalların kontrolsüz kullanımının yalnızca Nilüfer Çayı’nın ekolojik yapısını değil, tüm çevreyi olumsuz etkilediği konusunda uyarılarda bulundu. Tarımsal atıkların yönetilmesi, bu kirliliğin önlenmesinde kritik bir öneme sahip.
Çözüm İçin Toplumun Duyarlılığına İhtiyaç Var
İYİ Parti Osmangazi Çevre Komisyonu, Nilüfer Çayı’nın kirlenmesini engellemek için kapsamlı bir çözüm planı öneriyor. Bu plan, sanayi atıklarının kontrol altına alınmasını, evsel atıkların doğru şekilde arıtılmasını ve tarımsal faaliyetlerde daha çevre dostu yöntemlerin benimsenmesini içeriyor. Ayrıca, yerel halkın bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Komisyon üyeleri, “Nilüfer Çayı’na sahip çıkmak, Bursa’nın geleceğine sahip çıkmak demektir” diyerek, bu konuda toplumun daha fazla duyarlı olması gerektiğini belirtti.
BURSA BÜYÜKŞEHİR, ÜRETİCİYE NEFES OLUYOR
3
YILDIRIM’DA SU KESİNTİSİ
3702 kez okundu
4
Başkan Bozbey, “Dağ yöresi turizmle ve doğayı kirletmeyen işletmelerle kalkınacak”
3453 kez okundu