romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
Holiganbet
İmsak Vakti a 02:00
Bursa AÇIK 34°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Aynı Zihniyetin İki Yüzü: Siyonizm ve Emperyalizm

Tarihin farklı dönemlerinde, farklı isimlerle sahneye çıkan kimi ideolojiler vardır ki yöntemleri değişse de zihniyetleri hep aynıdır.

Tarihin farklı dönemlerinde, farklı isimlerle sahneye çıkan kimi ideolojiler vardır ki yöntemleri değişse de zihniyetleri hep aynıdır. Siyonizm ve emperyalizm bu anlamda birbirini tamamlayan, aynı siyasi aklın iki farklı tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. İsimleri, coğrafyaları ve söylemleri farklı olabilir; ancak uygulamaları, refleksleri ve hedefleri büyük ölçüde örtüşür.
Bu zihniyetin temelinde menfaat vardır. Menfaat söz konusu olduğunda hakikat geri plana itilir; önce algı inşa edilir, sonra senaryo yazılır. Kimi zaman mağduriyet üretilir, kimi zaman tehdit algısı kurgulanır. Amaç, atılan adımı meşrulaştırmak ve dünya kamuoyunu ikna etmektir. Gerçekler eğilip bükülür, yalan olağanlaşır, iftira ise siyasi bir araç hâline gelir.
Bu anlayış, yalnız hareket etmez. Kendi gibi düşünen ülkeleri ve yönetimleri yanına alır, küresel ölçekte bir güç dili kurar. Bu dil; baskıyı, tehdidi ve şantajı sıradanlaştırır. Kendisiyle aynı çizgide olmayan devletler, liderler ya da toplumlar ya “tehdit” olarak tanımlanır ya da çeşitli yollarla hizaya getirilmeye çalışılır. Diplomasi yerini güç gösterisine, hukuk ise çıkar hesaplarına bırakır.
Bu noktada İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki sıkı ilişkiyi yalnızca iki ülke arasındaki stratejik ortaklık olarak okumak eksik kalır. Burada asıl belirleyici olan, paylaşılan siyasi akıldır. Yönetimler değişse de bu çizgi büyük ölçüde korunur. Donald Trump ile Binyamin Netanyahu’nun farklı kişiliklere ve önceliklere sahip olmalarına rağmen aynı kulvarda buluşmaları da bunun göstergesidir. Trump daha çok ticari ve ekonomik çıkarlar üzerinden hareket ederken, Netanyahu güvenlik ve sert güç politikalarını önceleyen bir yaklaşım sergiler. Ancak her iki liderin buluştuğu ortak nokta, gücü merkeze alan ve çıkarı ahlaki ilkelerin önüne koyan siyaset anlayışıdır.
Bugün dünyada bu çizgiye hizmet eden yalnızca birkaç ülke ya da lider yoktur. Küresel sistem içinde konumunu korumak isteyen, güçten pay almak isteyen ya da krizleri fırsata çevirmeyi amaçlayan birçok yönetim, bu zihniyetle örtüşen politikalar izlemektedir. Kimi bunu açıkça yapar, kimi ise demokrasi, özgürlük ya da güvenlik söylemleri ardına gizler.
Oysa dünya, artık bu dili taşımakta zorlanıyor. Güce dayalı siyaset, kalıcı barış üretmiyor; aksine daha fazla çatışma, daha fazla adaletsizlik doğuruyor. Hakikatin yerini algının, vicdanın yerini çıkarın aldığı bir düzen sürdürülebilir değildir.
Belki de asıl soru şudur: Gücü kutsayan bu zihniyet mi dünyayı şekillendirecek, yoksa adaleti ve hakkaniyeti merkeze alan yeni bir siyasal akıl mı doğacak? Tarih, bu sorunun cevabını arayanların mücadelesiyle yazılmaya devam ediyor.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TAHTADA KALMAYAN HİKÂYE