02:00
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Nusaybin sınırında Türk bayrağına düzenlenen saldırıya tepki gösterdi.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri, ”Bayrak deyip geçme Üstündeki hilal Önündeki yıldız Al rengi… Vatanımız o bizim, imanımız o bizim. Ne vatanımıza ne imanımıza kimse dokunamaz. Dokundurtmayız.” ifadelerini kullandı.
“Bayrak namustur”
Bağımsız Türkiye Partisi Sözcüsü Lütfullah Önder de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bayrak namustur. Millî devletin refleksi, namusa uzanan eli anında kırar; dokundurtmaz. Olan olduktan sonra soruşturma açıp sorumluları cezalandırmak ise teselliden öte değildir.” dedi.
BTP Sözcüsü Önder, düzenlediği basın toplantısında ise Suriye’deki durumu değerlendirdi.
Önder şunları söyledi:
“Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeler karşısında terör örgütü PKK/YPG yöneticilerinin ve bazı Kürt siyasetçilerin ABD tarafından kullanılıp atıldıkları yönünde serzenişlerde bulunduklarını görüyoruz. Aksini düşünmek zaten boş hayaldi. Çünkü Amerika’nın gözünde hepimiz Ortadoğuluyuz. Onların gözünde etnik kökenimizin Kürt olması, Türk olması, Arap olması, Laz olması ya da başka bir etnik mensubiyete sahip olmamızın hiçbir önemi yok ve hiçbirimiz de diğerimizden daha kıymetli değiliz. Amerika için önemli olan, bölgede sürekli istikrarsızlığın devam etmesi ve bölgede güçlü bir devletin oluşmamasıdır. Bölgede var olan üniter devletleri, ulus devletleri parçalamaya ve zayıflatmaya çalışan bir Amerika söz konusuyken siz neyi bekliyordunuz? ABD’nin yeni bir ulus devlet inşa edeceğini, demokratik bir hukuk devleti kuracağını ve insan haklarını doya doya yaşatacak bir zemin oluşturacağını mı bekliyordunuz? Bu istikrarsızlık hep devam edecek ki onlar senaryolarını rahatça uygulasınlar ve İsrail’in önü açılsın.
“Kendi millî senaryomuzu harekete geçirmek dışında bir çıkış yolumuz yoktur”
Bunu görüp kendi milli senaryomuzu harekete geçirmek dışında bir çıkış yolumuz yoktur. Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için de geçerlidir; bölgede yaşayan bütün halklar için de geçerlidir. Bizim bu coğrafyada, aynı topraklarda yaşamamız nedeniyle bir kader birliğimiz vardır. Bizi tehdit eden unsurlar aynıdır, menfaatlerimiz aynıdır. Dolayısıyla bir kader birliğimiz vardır. Bunu bilip, bunu görüp kardeşçe yaşamayı; birbirimize silah doğrultarak değil, birbirimizle kardeş olmayı başarabilirsek ancak o zaman bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Aksi halde başkalarının oyuncağı olmaya devam ederiz. Amerika’nın birisini kullanıp atması ne ilkti ne de son olacaktır. Bunu da çok iyi biliyoruz.”
“Çocuklarımız nasıl bu hâle geldi?”
Bir diğer konu Atlas çocuğumuzdur. Atlas, başka bir çocuk tarafından bıçaklanmış ve hayattan koparılmıştır. Hepimiz şu soruyu soruyoruz: Çocuklarımız nasıl bu hâle geldi? Cinayet işleyecek kadar suçun içine nasıl yuvarlandı? Türkiye’de sosyoloji bu noktaya nasıl geldi? Değerli arkadaşlar, maalesef gençlerimizin artık gelecekle ilgili hiçbir beklentileri kalmadı. Hayalleri tükendi, bitti. Hayal kuramaz hâle geldiler ve sığınacakları liman olarak çeteleri arıyorlar, buluyorlar. Sığınacakları liman olarak uyuşturucuyu seçiyorlar. Ekonomilerini kazanmak için sanal bahis çukuruna düşüyorlar. Dolayısıyla her türlü suçun içine maalesef çocuklarımız yuvarlanıp gidiyor. Bu olay üzerine şunlar konuşulmaya başlandı: Bu çocuklara verilen cezalar artırılsın, hatta yetmez; aileler cezalandırılsın! Bu çocukların suçu işlerken ailelerin bir dahli varsa —örneğin yardım etmişse ya da azmettirmişse— zaten ceza kanunlarımıza göre yaptırımı vardır. Ancak burada kastedilen ‘aile çocuğa sahip çıkamadı, çocuğu eğitemedi, çocuğa bir düzen kuramadı; bundan dolayı aile cezalandırılsın’ ise buna kesinlikle karşı çıkıyoruz. Çünkü o çocuğu eğitmesi gereken, o çocuğa sahip çıkması gereken, o çocuğa bir gelecek kurgulaması gereken ve bu suçların içine sürüklenmesini engellemesi gereken öncelikle devleti yönetenlerdir, siyasal iktidardır.
“Sorumlu siyasal iktidardır”
Eğitimi veremediği için, çocuğa ve aileye bir ekonomik düzen kuramadığı için, çocuğa sahip çıkamadığı için, çocuğun gelecekten beklentisini tükettiği ve onu umutsuz bir hayata mahkûm ettiği için siyasal iktidar sorumludur. Siyasal iktidara yapılacak yaptırım ise cezai değil, siyasidir. Bütün bu düzeni sağlayamayan, bu konularda eksik kalan yöneticilerin milletimiz tarafından siyasi olarak cezalandırılması gerekir. Aksi hâlde geleceğimizi kaybediyoruz. Çünkü gençlerimizi kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir. Sadece bugünümüz kötü geçmekle kalmıyor; yarınla, ülkeyle ilgili beklentilerimiz ve hayallerimiz de yok oluyor. Umudumuz tükeniyor. Biz bu kapsamda ‘Geleceği Savunmak’ projesini hazırladık. Sanal bahis, uyuşturucu, çeteleşme ve ahlaki erozyona karşı toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalar yaptık. Elbette toplumu bilinçlendirmek önemlidir; ancak siyasal iktidarın aksiyon alması, devlet kurumlarının devreye girmesi ve en önemlisi çocuklarımıza hayal kurabilecekleri bir gelecek hazırlaması gerekmektedir. Bunu yapmadığı takdirde maalesef geleceğimizi kaybediyoruz.”,
KAYGUSUZ: “ORTAK DAVANIN TEMSİLCİLERİYİZ”
1
CHP Lideri Özgür Özel Bursa’da Konuştu: “Ya Sandık, Ya Sandık”
1294 kez okundu
2
“DAĞLAR KADAR FARKIN FARKINDAYIZ”
790 kez okundu
3
Gemlik’ten Yükselen Ses Sarayları da, Dağları da Sarsacak
697 kez okundu
4
Demokrat Parti 80. Yıl İl Başkanı Ali Kamil Goral’dan Sert Mesaj:
628 kez okundu