romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
Holiganbet
İmsak Vakti a 02:00
Bursa AÇIK 34°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

TAHTADA KALMAYAN HİKÂYE

Bu hafta derste başıma gelen küçük bir şey var, hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum. Öyle büyük bir olay değil ama öğretmenliğin tam kalbine dokunan cinsten.

Bu hafta derste başıma gelen küçük bir şey var, hâlâ gülümseyerek hatırlıyorum. Öyle büyük bir olay değil ama öğretmenliğin tam kalbine dokunan cinsten. Konuyu anlatıyorum, sesim sınıfta dolaşıyor ama çocuklar benimle gelmiyor. Hani anlatırsın anlatırsın da bir yerde cümleler boşluğa düşer ya… İşte tam orası. O an içgüdüyle yaptığım bir şey, dersin yönünü de benim bakışımı da değiştirdi.

Anlatıyorum… Anlatıyorum… Gözler bende ama zihinler başka bir sokakta dolaşıyor. Cümleler kulağa giriyor, iki tur atıyor, sonra sessizce çıkıp gidiyor. Öğretmenlik dediğin şey tam da bu anlarda refleksle çalışıyor ya, işte o refleksle dedim ki:

“Defterleri kapatın. Sadece dinleyin.”

Kısa bir hikâye anlattım. Abartısız. Bir çocuk, bir yağmur, bir sokak. Bitti. Sınıf sessiz. Normalde şimdi sorular sorarım, cevaplar yarım kalır, “hocam orayı anlayamadım”lar başlar. Bu kez başka bir şey yaptım.

“Şimdi,” dedim,
“bu hikâyeyi çizin.”
Bir uğultu…
“Hocam ben çizemem.”
“Çöp adam olur mu?”
“Resim dersinde miyiz?”
Gülümsedim.
“Güzel çizmek yasak,” dedim.
“Sadece hatırlayın.”

Kalemler kâğıda değdi. Kimisi yağmuru çizdi, kimisi çocuğun yüzünü, kimisi sadece bir şemsiye koydu ortaya. Beş dakika sonra defterlere baktım… Hikâye oradaydı. Kelimesi kelimesine değil ama ruhu sapasağlam duruyordu.

Sorular geldi bu kez.
“Yağmur ne zaman başlamıştı?”
“Çocuk üzgün müydü?”
Cevaplar netti.

Normalde uçup giden detaylar, bu sefer sanki tahtaya kazınmış gibiydi.

O gün şunu anladım:
Çocuk sadece dinlerse bilgiye misafir oluyor.
Dinleyip çizerse ev sahibi.

Biz hafıza deyince hâlâ ezberi anlıyoruz. Altını çiz, tekrar et, olmadı “aklımda kalmadı” de geç. Oysa beyin kurnaz. Tek kapıdan geleni pek ciddiye almıyor. Ama iki, hatta üç kapıdan birden girersen durup bakıyor.

Dinliyorsun…
Görüyorsun…
Elin de işin içine giriyor.

İşitsel hafıza kulağıyla tutuyor, görsel hafıza görüntüyü saklıyor, el kalemi oynatınca motor hafıza “ben de buradayım” diye bağırıyor. Beyin de diyor ki:
“Dur bakalım… Bu iş önemli.”

En güzel tarafı ne biliyor musun?
Ne özel defter, ne pahalı kalem. Bir kalem, bir defter. O kadar. Masanın köşesinde, dersin ortasında, hatta akşam çayının yanında bile olur bu iş. Sessiz, sakin ama etkili bir devrim.

O günden sonra bazen defterleri kapattırıyorum.
Bazen konuyu çizdiriyorum.
Sınıf biraz karışıyor, gürültü artıyor belki ama zihinler toparlanıyor. Unutma azalıyor.

Öğretmenlik bana şunu öğretti:
Çocuk anlatılanı değil, yaşadığını hatırlıyor.

Ve bazı hikâyeler…
Tahtada kalmıyor.
Defterin köşesinde, hafızanın en sağlam yerinde yerini buluyor.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sağlıcakla kalın 🙂

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Yol medeniyettir.