romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
Holiganbet
İmsak Vakti a 02:00
Bursa AÇIK 34°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Kaybolan Rol Modeller, Kırılan Güven

Biz çocukken, seçilenleri dürüstlüğün adı olarak bilirdik. Namus, nutuklarda süslenen bir kelime değil; hayatın içinde taşınan bir ahlaktı.

Biz çocukken, seçilenleri dürüstlüğün adı olarak bilirdik. Namus, nutuklarda süslenen bir kelime değil; hayatın içinde taşınan bir ahlaktı. Vatan sevgisi, kürsülerde yükselen hamasi cümlelerden ibaret değildi; gerektiğinde susmayı, gerektiğinde bedel ödemeyi bilen bir bilinçti. İnsanlar söyledikleriyle değil, yaşadıklarıyla örnek olurdu.
Makam bir paye değil, ağır bir sorumluluktu. Koltuk, kişiyi yücelten bir araç değil; halka hizmet için emanet edilen bir yüktü. Bilgelik ise bağırmakta değil, adaletle susabilmekte, ölçüyü kaybetmeden konuşabilmekte aranırdı.
O günlerin insanları kusursuz değildi elbette. Ama bir sınır vardı; aşılmaması gereken bir edep çizgisi. Yanlış yapan utanırdı, hata yapan özür dilerdi. Kamu görevi, kişisel ihtirasların değil, toplumsal vicdanın terazisinde tartılırdı. Çocukların gözünde büyüyen şey; güç değil, karakterdi. Çünkü bizler büyüklerimizin ne söylediğini değil, neye razı olup neye itiraz ettiğini izleyerek büyüdük.
Bugün dönüp baktığımızda, asıl kaybın ne makamlar ne de mevziler olduğunu daha iyi anlıyoruz. Kaybedilen, güven duygusu. Zedelenen, rol model fikri. Bir neslin hafızasında yer eden gerçek mirasın; verilen vaatler değil, yaşatılan ahlak olduğunu ise artık daha yüksek bir sesle dile getirmek zorundayız. Çünkü çocuklar söyleneni değil, yapılanı öğrenir. Afişleri değil, yüzleri hatırlar. Unvanları değil, insanlığı belleğine kazır.
Toplumlar, kendilerini yönetenlerden çok; kendilerine örnek olanlarla ayakta kalır. Eğer bugün gençler hayata kuşkuyla bakıyorsa, bunun nedeni sözlerin çok, tutarlılığın az oluşudur. Oysa bir ülkenin geleceği, en çok da çocukların kime bakıp “işte böyle biri olmak istiyorum” dediği yerde şekillenir. Ve biz, tam da bu yüzden, geçmişi bir nostalji olarak değil; bugünü onaracak bir ders olarak hatırlamak zorundayız.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Sorunlarımızı Torunlarımıza Bırakmayalım