02:00
Pandemi döneminde sıkça dile getirilen bir gerçek vardı: Covid-19 yaşlıları hedef alıyordu. Ne var ki bugün gelinen noktada anlıyoruz ki, asıl tehlike virüsten değil; açlıktan, yoksulluktan ve ihmalkârlıktan gelmektedir. Covid-19’un öldüremediklerini, şimdi sefalet politikaları tamamlamaya çalışıyor.
Bilimsel olarak bilinen bir hakikat vardır: Yaşlanan beden, genç bedenden daha fazla nitelikli gıdaya, proteine, bakıma ve huzura ihtiyaç duyar. Protein alamayan, dengeli beslenemeyen, sürekli stres altında yaşayan yaşlı bir beden; her gün biraz daha çöker, bağışıklığı zayıflar, hastalıklar kronikleşir ve yaşam kalitesi hızla düşer. Bu, ideolojik bir yorum değil; tıbbi ve sosyolojik bir gerçektir.
Bugün emekliye bakın.
Kırmızı et hayal, balık lüks.
Tereyağı, zeytinyağı, peynir, yumurta; sofradan sessizce çekilmiş.
Sebze, meyve, kuru gıda dahi hesap kitapla alınır olmuş.
Emekli artık beslenemiyor. Beslenemeyen yaşlı, sadece zayıflamaz; yaşlanır, hastalanır ve erkenden tükenir.
Bir de kiradaysa…
Borç stresi, geçim kaygısı, gelecek korkusu üst üste biner. Çözümü hastane koridorlarında arar. Günlerce sıra bekler, aylarca randevu kovalar. Aldığı cevap ise çoğu zaman aynıdır:
“Amcacığım, bu yaşlılıktan…”
Oysa herkes bilir ki; yaşam kalitesi yüksek olan insanlar daha sağlıklı, daha dirençli ve daha uzun yaşar. Demek ki mesele yaşlılık değil, yaşlılığa reva görülen hayattır.
Evet, her canlının bu dünyadan göç edeceği bir vakit vardır. Ancak sürünerek ölmek, kader değildir. Hele ki bu insanlar; bu ülkeye yıllarını vermiş, primini ödemiş, vergisini yatırmış, devlet dairelerinde çalmakla değil çalışmakla emekli olmuş insanlarsa…
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Emekliye bu sefalet neden reva görülmektedir?
Bir yanda aylık 450 bin TL maaşlar,
Diğer yanda 20 bin TL ile hayatta kalmaya zorlanan emekliler…
Bu sadece ekonomik bir uçurum değil; bu açık bir ayrımcılıktır. Emekliyi yavaş yavaş ölüme terk etmektir. Ne vicdan bunu kabul eder, ne de ilahi adalet.
Bu tabloyu Allah da kabul etmez.
Emekli dilenci değildir.
Emekli sadaka istemiyor.
Emekli, hak ettiğini istiyor.
Tüm emekliler adına açık ve net bir talep vardır:
İnsanca yaşayabilecek, temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, onurunu koruyabilecek bir ücret.
Çünkü emeklilik, bir insanın hayattan dışlanma yaşı değil;
Devletin, vefasını gösterme sınavıdır.
Gztc-Yzr. Atilla Güney
Coğrafya Kader midir?
1
Emeklilere Kurulan Sessiz Tuzak: Açlıkla Terbiye, Yoksullukla İnfaz
1630 kez okundu
2
KUR’AN’DA DİN VE MEZHEP AYRIMI YOKTUR TEK VE HAK YOL İSLAM’DIR.
1083 kez okundu
3
Kin ve Nefretten Beslenen İnsanlar
966 kez okundu
4
Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar ve Alınması Gereken Önlemler
944 kez okundu
5
Bağcıyı Dövmek Değil, Üzüm Yemek Gerek
941 kez okundu