02:00
“Coğrafya kaderdir” derlerdi de, pek inanmazdım. İnsan, kaderini kendi çabasıyla yazar sanırdım. Ta ki bugün izlediğim o video karşıma çıkana kadar…
Ağrı’nın Patnos ilçesinde yaşayan bir kardeşimiz, kamerasını kendine çevirmiş; ne bağırıyor ne haykırıyor… Şiir gibi, sitem gibi konuşuyor. Her kelimesi ağır, her cümlesi gerçek. İzlerken içimden bir şeyler koptu.
O video beni tam kırk yıl öncesine, çocukluğuma götürdü. Ağrı’ya…
Aradan geçen onca yıla rağmen değişmeyen bir coğrafyaya. Değişmeyen kaderlere. “İdare eder” deyip geçilen ama aslında kimseyi idare edemeyen hayatlara…
Bizim büyüklerimiz bu topraklarda rahat bir gün görmediler. Çocukluğumda abilerimiz, amcalarımız batıya giderdi. Altı ay, yedi ay, bazen bir yıl… Eve dönmezlerdi. Hele yeni evlenenler… Daha bir aylık gelinken, evliliğin en güzel günlerinde…
Herkes balayına giderken bizim gençlerimiz Aydın Söke’de çırçır fabrikalarında pamuk hamallığı yapardı.
Ekmek, balayıydı bu coğrafyada.
Bugün Patnos’tan paylaşılan o video beni derinden sarstı. Çok üzüldüm. Gerçekten çok…
Keşke elimden bir şey gelse. Keşke o topraklara, o dağlara dokunabilsem.
Bir hayalim vardı. Büyük değildi aslında.
“Bir gün param olursa,” derdim, “iki tır dolusu çam fidesi alır, getirir bu dağlara ekerim.”
Bizim dağlarımızda çamlar yeşersin isterdim. Orman olsun isterdim.
Olmadı… Olmadı tabii.
Ama susmadım.
Bu insanların hikâyelerine az çok tanıklık ettim. Yaşadım. Yazdım.
Eserlerimde, makalelerimde, şiirlerimde dile getirdim; getirmeye de devam ediyorum.
Evet, coğrafya kaderdir.
Ama her kader mutlak değildir.
Bir kader de vardır ki insanın kendi elindedir.
Ne yazık ki o topraklardan zengin olanlar, batıya göçtüler. Maşallah katmer katmer zengin oldular.
Ama doğdukları topraklara, çocukluklarının geçtiği köylere dönüp bir taş koymadılar. Bir iz bırakmadılar.
Beş yıl önce, imkânlarım ölçüsünde 3.500 kitap gönderdim Ağrı’ya. Sağdan soldan topladım; kişisel gelişim kitapları, kendi okuduklarım…
Elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalıştım.
Ama acı bir gerçek var:
Bizim insanımız bazen o kadar haset, o kadar bencil, o kadar narsist olabiliyor ki…
Yabancıya gelince hayran, kurban, can ciğer…
Kendi insanına gelince düşman.
Gülene kin, üretene nefret…
Bir zamanlar demişler ya:
“Bu memleketin en büyük imtihanı, yine kendi insanıdır.”
Belki de en acı kader budur.
Kaybolan Rol Modeller, Kırılan Güven
1
Emeklilere Kurulan Sessiz Tuzak: Açlıkla Terbiye, Yoksullukla İnfaz
1632 kez okundu
2
KUR’AN’DA DİN VE MEZHEP AYRIMI YOKTUR TEK VE HAK YOL İSLAM’DIR.
1084 kez okundu
3
Kin ve Nefretten Beslenen İnsanlar
966 kez okundu
4
Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar ve Alınması Gereken Önlemler
944 kez okundu
5
Bağcıyı Dövmek Değil, Üzüm Yemek Gerek
941 kez okundu